• cingiler

Karanlıkta Diyalog

Gözlerim görmüyor. Her yer karanlık, el yordamıyla yolumu buluyorum. Işık anlık düşüyor ve gidiyor, gerisi her zaman bulanık, aklımda kalanlarla, arada çakan flaşlarla yolumu buluyorum. Sesler duyuyorum, ama sanki duvarların ardındalar. Dokunmaya çalışıyorum, bazen elime bir şey geliyor, bazense gelmiyor. Yolumu bulamıyorum. Bazen inanıyorum, gerçekten inanıyorum. "Bu sefer biliyorum nerede olduğumu", "Anladım, düz yürüyünce sanırım bir kapı var", "sağ tarafta bir çıkış vardı ... Galiba.". Yine kayboluyorum. Her seferinde kayboluyorum. Bununla başa çıkmak için bazı küçük inançlar geliştirdim. Mesela bazen çok bakarsam ışık daha az çakıyor, fark ettim! O zaman çok bakmıyorum. Veya, bazen kollarımı çok hızlı sallarsam her yer aydınlanıyor. O zaman her şeyi görüyor gibi oluyorum. Ama sanki her yaptığımda olmuyor gibi... Anlamıyorum. Kendimi kandırıyorum. Görmemeye devam ediyorum. Karanlıkta yürüyorum. Işık! Bir umut. Bir kayıp. Bazen tökezliyorum, bazen duvarlara çarpıyorum. Karanlık, ışık, karanlık. Aklımda tutamıyorum. Bazen duruyorum karanlıkta, hiçbir şey yapmadan (hoş, o zaman da yol altımdan kayıyor), sadece gördüklerimin haritasını çıkarmaya çalışıyorum. O zaman çok anlamlanıyor her şey. "Evet" diyorum, "Evet, buradan yürüdüm, sağa gittim. Ah! Kapı vardı orada, onu kaçırdım! Bir dahaki sefere dikkat edeyim.", unutuyorum ki yol devam ediyor. Bir dahaki sefer yok. Geri dönmek yok. Yürüyorum. Bilmeden, karanlığa yürüyorum. Hiçbir zaman ne olacağını bilmeden devam ediyorum.

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Güneş

Bir ay kadar önce bir yazı yazmaya kalkmıştım. Bir hikaye. Aklıma gelen farklı fikirleri, farklı ruh ve kişilik hallerini (ve belki de gerçekten beynimde harekete geçen farklı kısımları) temsil eden k

© 2020 Oğulcan Cingiler