top of page
  • Yazarın fotoğrafı: cingiler
    cingiler
  • 6 Nis 2020

Karanlık damladı önce. Pıt. Pıt. Pıt, pıt, pıt. Ruh düştü ve karanlık bir daha damladı. Karanlık karanlığa damlıyor ve anlamanın tek yolu "Pıt" oluyordu. Karanlık yarıldı ve mavi gök ve bulutlar gözüktü. Karanlık damladı tekrar. Mavi göğü gören karanlık damla havada donup kaldı. Parlaklaştı ve şeffaflaştı. Damla çatladı ve içi döküldü, içinden bir kız düştü ve karanlıkta mavi gök gibi mavi parlıyordu. Ayağa kalktı, sanki tamamen ıslak bir yerden geliyor gibi duruyordu, geliyordu da. Kız yarığı ve bulutları gördü, koştu. Koştu ve koştu. Karanlık altında kayıyor ama ilerlemiyordu, ama gök oradaydı. Durmadı, koştu. Arkasında karanlığın eğilip büküldüğünü, toplandığını ve yarığın büyümeye başladığını fark etti. Yarığa geldi, karşısındaydı. Atladı. Gökten aşağı inerken çevresini saran kubbenin parçalandığını görmeye başladı. Gök dağılıyor ve karanlık çöküyordu. O ise düşüyordu. Ve karanlığa düştü. Pıt. ~2014

  • Yazarın fotoğrafı: cingiler
    cingiler
  • 2 Nis 2020

Güncelleme tarihi: 9 Nis 2020

Eğer dinleseydin

"Seni bir yetişkin gibi seviyorum" dediğimi duyabilirdin

Dinlemedin

Duymadın

Olmadın

Şimdi uzakta uçuşan bir yaprak gibi izliyorum

İçimde kalan duyguları


Eğer deneseydin

Geceleri siyah saçlarını sevebilirdim

Sana ne katardı bu bilemem ama

Denemedin

İstemedin

Ne yapalım

Şimdi uzakta uçuşan bir yaprak gibi izliyorum

İçimde kalan duyguları



28.03.2020


  • Yazarın fotoğrafı: cingiler
    cingiler
  • 2 Nis 2020

Kafamda varlığı kendi oluşumundan bağımsızlık kazanmış olaylar var. Yaşanıp bitip gitmesi gerekirken, sadece "olay", "anı" olarak kalması gerekirken, çok da bile isteye talebim olmadan büyüyüp büyüyüp kanser gibi, acı gibi, karanlık gibi, ve maalesef sevgi gibi beni ele geçirmiş olaylar var. "Lar" bile olmayan olaylar. Düşünüp, düşünüp, düşünüp; üstüne ekleyip, içinden asla çıkamayıp, çünkü içinden çıkılacak bir şey olmayan olaylar. Anlam yükleye yükleye büyüttüğüm, hiçbir şey olmamış olması gereken olaylar. Hiçbir şey olmadığı için hiçbir şey olması gereken. Büyüten sadece ben olduğum için ölmesi gereken. Yine de, böyle olmayan olaylar. Kesip atsam bile orada duran, sadece benim için değil hepimiz için orada duran olaylar. "Her şeyi karaya boyayan" olaylar. Dileğim sadece durmasıydı sanırım. Bu kadar beklenmedikliğin içinde sadece bunun geçmesi miydi? Dilemedim ki bunu hiç. Şu an fark ediyorum, birkaç kere istedim, birkaç kere "her şey aynı" , "okay" dedim ama oturup "bit artık" diye kaç kere dedim acaba, kaç kere bir düşünceyi atmak istemediğim halde bu kadar büyüdü acaba? OKB bile değil bu. Kendi kendine, bir ağaç gibi tohumundan büyümüş bir şey. O kadar mı müsaitti toprağım? O kadar mı istedim bunu? Neden? Ben niye bilmiyordum peki? Herkesin belki de bildiğini iddia ettiğini ben niye bilmiyordum? Sen biliyor muydun? O kadar mı uygundu her şey? Neden olmadı? Biliyorum, az çok biliyorum. Yine de, ben niye bu haldeyim? Yani, desem ki "kişiliğim böyle", "her şeyden kolay etkileniyorum". Etkilenmiyorum. Tahterevalli stabilitesine sahip ruhuma rağmen, hayır, öyle etkilenmiyorum. Çok sıktım değil mi canını, çok uzattım. Lastik oldu, sakız oldu. Arkandan gelen bir şehre çevirdim tüm bir olayı, hayaletlerinden girilemeyen bir ev, her gördüğünde hatırlamak istemediklerini hatırlatan bir yüz oldum. En azından öyle hissediyorum. Persona non grata yaptım kendimi. Böyle oluyorum, kendimi kaybettiğimde böyle oluyorum. Bir site dolusu yazı yazdım yani daha ne yapayım, en alakasız duran yazıların çoğu bile seninle ilgili. Adımla site açıp, seninle doldurdum. Yine soruyorum aynı soruları, "niye böyle oldum", niye sen? Fikirler var. Fikirler hep var. Fark etmiyor da artık, olmuşla bitmişten sonra o da fark etmiyor. İnsana niye beni sevmedin diye sorulmaz, saçmadır,ama bunu sorabilirim, biz niye denemedik? Her şey geçtikten, her an ve her saniye emin olduğumu bilmene rağmen, niye denemedik? Tahmin ettiğim cevap biraz acı, olsun.






Merhaba Aysel. Keşke dönseydin yemininden.

© 2020 Oğulcan Cingiler

bottom of page