• cingiler

“Alkol varken yok olan bir kural yoktur”

“Alkol varken yok olan bir kural yoktur”, dediğim şey buydu arkadaşıma. Alkol varken yok olan bir kural yoktur. Gereksizdir. Basit bir maddenin varlığında yok olan bir düsturun gereksizliği. Bu iddia tabi kolay bir iddia değil özünde: insan zihnindeki birçok kural, birçok durum dahilinde yok olabiliyor. Prensipler yitiriliyor, acılar çekiliyor. Hani, alkolün özellikle etkileri biliniyorken; “kuralları uygulayan sistem”i baskılayabildiği biliniyorken, maddenin basitliği önemli mi ki? Beynin en önemli iletişim araçlarını etkileyen bir madde ( GABA’yı kastediyorum tatlışlar) , neden önemsiz olsun ki? İnhibisyon neden önemsiz olsun? Peki, peki peki; ya bu maddelerin varlığında bile var olan fikirler duruyorsa; ya bazı fikirler yok edilemeyecek kadar güçlüyse? Ya inatla “inhibe ol, inhibe ol, inhibe ol” temasında aldığımız maddeler bile yok etmeye yetmiyorsa fikirleri? O zaman ilk argümana dönüp “hmm bak basit madde yok etmedi” mi diyeceğiz? Veya ikinci argümanı destekleyip “vaov, en temel madde bile yok edemiyor, önemli olmalı” mı diyeceğiz? Ne diyeceğiz? Allah rızası için ne diyeceğiz?

Kurallar var demiyorum. Ego, süperego ,id var demiyorum. (Aslında demiş oluyorum.) Demek istediğim: Bu kuralları uygulayan kısımlar görece çalışmadığında bile toplum yoluna devam edebiliyorken, çok mu kasıyoruz acaba kendimizi? (Tabii ki “sözde” bir soru bu. Cevap: Evet). Kasmasak mı? Kimseye zarar vermediğimiz sürece devam mı etsek yaşantımıza? Kurallar var evet, inhibisyon her zaman süper değil evet. Ama sandığımız, sandırılan, sandırılanı sandığımız gibi olmadığı noktalarda sanki rahatlama beklentisi önemli insanlık için.

Kuralların umarım ölür toplum ve birbirimize olan temel saygıyı kazanırız.

Biterken garip bir şekilde çalıyordu: Yıldız Tilbe ve Kıvırcık Ali Al Ömrümü

( Toplum kusuyor yine fikirlerimi üstüme: Ulan ben bunu yazarken Partita No 2 dinliyordum. )

((Bugün de şekilciyiz))

© 2020 Oğulcan Cingiler