top of page

Galaksi:


Çocuk eğildi, yerdeki galaksiyi eline aldı. Annesi çocuğa kızarcasına bakarken çocuk elindeki parlak şeyi inceliyordu: Bir elma boyutunda, parlak, sarmal kolları var. Ortası parmağını içine çekiyor gibiydi ve eliyle orayı dürttü. Eli acıyınca yerden bulduğu küçük bir dal parçasıyla dürtmeye başladı, annesiyse artık iyice sinirleniyordu, "bırak onu aldığın yere" falan. Dal parçası kızardı, kızardı parladı, bir yandan da parçalanıyordu ve galaksi de iyice ısınmaya başlamıştı, çocuk korkmaya başladı ve galaksiyi elinden yavaşça atıp annesinin yanına koştu.


Galaksi yerden alındığı için mutluydu. Büyüdüğü ağaçtan düştüğünden beri yalnızlık çekiyordu. Ve biraz ilgi fena olmazdı. Yavaşça yukarı çekildi ve gıdıklandı, bazı galaksilerin gıdıklandığını ağaç ona söylemişti ama o, ilk defa gıdıklanıyordu, ortasında bir parmak ve resmen kahkaha atıyordu, ama sonra o korkunç dev şeyler dürttü o yaratık. Canı yanan galaksi yalnızlığı yeniden göze alarak sinirini gösterdi...

Yaratık korktu ve galaksiyi bıraktı. Canı artık yanmıyordu, ama keşke yine birisi gıdıklasaydı onu.





2:


Son yedi yılı beraber geçirmemizin dalgalarında sürüklenen bir sürü peynir gemisi elbette lafla yürüdü. Çünkü onlar böyle yaparlar. Sonsuz göllerde dalgasız sörf hobilerini rokforlu bir güneşle paylaşırlar. Fareler böyledir işte! Yoksa tabii ki bu son veda, ayrılık falan filan ama kim kalıcı ki zaten? Bu arada teşekkürler, "kalıcı"nın türemiş olduğunu fark ettim. Daha az ego, daha çok dürüst alçak gönüllülük. Sevgilerle, Oğulcan




2014

  • Yazarın fotoğrafı: cingiler
    cingiler
  • 3 May 2020

1: Uyku gece gibi kayarken zihnim bir iki soru, birkaç düşünce her şeyle kol kola. Kelimelere dökemiyorum, bildiğim kelimelerin yetmesini istemiyorum belki de. Kaç kişi dilinin kilidini denizlere gömer ki? Karanlık dağılıyor. Kelimeler ise asla yollarını bulamayacak belki de. Belki de hiçbir şey açığa çıkmayacak. Yaşam, neden çözülebilsin ki? Susmak gerek. Kelimelerim çürümüş ve boşaltılmış olacak artık. Benim gibi. 2: Bir tepe altında bir liman Kayalardan Belki doğal, belki ilkel Bir adam dikiliyor kıyısında, Sahilde. Denize bakıyor Ve deniz de ona, Deniz oluyor 3: Birkaç şey yazmak istedim. Denize dönüşen bir adam, belki ilginç, karanlıklı bir yazı... Aklıma bir şey gelemedi. Denize dönüşen adam güzelce bir kısa film fakat kötü bir şiir oldu. Diğer fikirlerim ise teker teker öldü. Doğmadan öldüler. Zihnim bana ihanet ediyor sanırım. Belki de hiçbir zaman yeterli değildi. Bilemem. Belki de depresyondan besleniyordur edebi yanım. Sıkıcı. Aydınlık gibi, sonbaharda açan güneş kadar sahtekâr ve sıkıcı. Anlamlandırmak, anlam vermeye çalışmak ve anlamlanmak. Herkese nasip olmayan lütuflar. Herkesin bilemeyeceği şeyler. Sonu sıkıcı bile değil. Sonu kabul edilmemiş, edilememiş. Sonu, kaçılan. Basit boşluklar ve anlamsızlıklar. Var olmayan bulutlardan doğan şimşekler bu kadar olabiliyor.


(circa 2013 sonu, 2014)


"Seni bahar gibi sevebilmeyi dilerdim." (14.04, 03.04.14) (Editör notu: Muhtemelen tarihi yanlış yazdım, 3 Nisan 2015 olacak) Sonradan gelen not: "Sevdi (23.04.15 21.59) Bence de 23 Nisan Kutlu olsun"




© 2020 Oğulcan Cingiler

bottom of page