top of page

Güncelleme tarihi: 9 Nis 2020

"... gören ve düşünenler için bunlardan alınacak ibretler vardır."

- Nur Suresi 44. ayet


Yıllar önce yazdığım bir yazıyı, "kara kaplı" defterimin ilk yazısını atmaya karar verdim. Çünkü, yine hayatımda bir anlam kazandı ve yine hatırlanması gerekti ve yine bir isim ve bir kişiye bağlanan duygu yavaşça silinip gidiyor aklımdan.

" İsim. Sadece bir isim. Her seferinde o rolün yerine geçen bir isim... O duyguya bağlanan, o duyguyu çağıran basit bir tek kelime. Özlemi ve sevgiyi özetleyen ve hep (neredeyse) de değişen o kelime. Her zaman bir şekilde beynimde o boşluğu doldurmak için bir şeyler, daha doğrusu neredeyse kişiye bağlı olmayan bir ismi tekrarlayabildiğimi, tekrarladığımı şimdiye kadar nasıl fark etmedim? Belki de fark edip unutmuştum, bilmiyorum, ama ismin sahibini düşünmek yerine sadece adını tekrarlamak neden?"

Eskiden daha da kısa yazıyormuşum.

Gottlob Frege'nın da vaktinde tatlı tatlı anlattığı gibi, anlam (reference) ve mana (sense) farklı şeylerdir. Biri işaretçidir, isim, biri işaret edilenin bizde yarattığı, mana. Ve tabi bir de işaret edilen var, tartışmamızın nesnesi. Bir de bunlar arasındaki çatışma var, isimlere tutunurken beni gerçeklikten kopartan, bir ismi bir insan ve bir his zannettiren. Hem de gerçeklik de aklımdaki hisler de hiçbirine uymuyorken. En azından gerçeklik bana aklımı geri veriyorken.



Bu da geçecek ve gerçeklik ele geçirecek her şeyi.



Mutluyum ve de keyfim yerinde.


Not: Baştaki gönderiyi insanlar için koymak istemiştim, kendime dokunduğunu fark etmem çok geç olmadı.

  • Yazarın fotoğrafı: cingiler
    cingiler
  • 25 Oca 2020

Güncelleme tarihi: 9 Nis 2020

Gece içinde her şeyi taşır. Beni, seni ve hepimizi. Gece her şeyi içinde taşır. Kimsenin görmediğini , herkesin gördüğünü, beni, seni. Sen bilirsin, ben bilirim, başkaları bilmez. Belki görür ve bilmezler. Ve gece hepsini taşır. Gece her şeyi taşır. Ve bilmezler. Seni, beni, göreni, görmeyeni. Acıları, mutlulukları ve yok oluşları.

  • Yazarın fotoğrafı: cingiler
    cingiler
  • 21 Oca 2020

Güncelleme tarihi: 9 Nis 2020

" Bugün çok mutsuzdum.

Belki sonra mutlu olurum. <3 " - Arkadaşımın kardeşi, circa 2010 Dün akşam Bursa'dan erkene alınan bir toplantı için geldim, okulla alakalı sıfır işim vardı. Bugün makale yetiştirilmesi gereken bir konferansın gönderim tarihinin 8 Şubat olduğunu öğrendim ve onun için görevlendirildim. Bilge bir kadın olan Selen'in de dediği gibi, en yüksek olasılık yine gerçek olmadı. İstanbul'a çakıldım. Yine dinlenemeyeceğim, yine uykum yetmeyecek, akıl sağlığım yine düzelmeyecek, "belki uyurum da geçer" diye düşündüğüm hislerim geçmeyecek (ki geçmeyeceklerdi zaten, o hisler öyle kolay geçen hislerden değiller ( ama çürüyerek yok olmak yerine tatlı tatlı gidebilirlerdi) ). Önümüzdeki iki hafta bana iyi eğlenceler yani. Yapabileceklerim ve yapamayacaklarım arasına sıkıştığım, bu sırada da muhtemelen yapamadıklarımı düşündüğüm güzel bir iki hafta. İki gündür rakı içiyorum sevgili günlük, söylemiş miydim? Yakında belki o da geçer. Her şey gibi. Bir şey olacak ve ben delirmeyeceğim. Yüksek olasılıkları yazayım da, sonradan haksız çıkmamın huzurunu yaşarız ("New York'a gidemedi ama vizyonsuz dilekleri gerçek oldu"): - Bu iş iki üç güne bitecek ve ben götümü devirip uyuyabileceğim.

diğer olasılıklardan jinx leyecek kadar bile bahsetmek istemedim şu an. Üzerinde kontrolümün muhtemelen pek de yüksek olmadığı bir olay için "dokunsam ölecekmiş" gibi davranıyorum. Gerek yok, yine de yaptığım bu.


Güzel şeyler olacak. Bu güzel şeyler şu an istediklerimi içermiyor. Şu an istediklerimi de istemeyivereyim.



Görüşürüz günlük.




© 2020 Oğulcan Cingiler

bottom of page