top of page
  • Yazarın fotoğrafı: cingiler
    cingiler
  • 16 Oca 2020

Güncelleme tarihi: 9 Nis 2020

Bugün için minnettarım.

Anladığım için minnettarım.

Anlatabildiklerim için minnettarım.

Yaşadıklarım için, olanlar ve olmayanlar için,

Çok şey için minnettarım.

Sönmese de alışılabilir bir ümit için minnettarım.

Hayat devam edebildiği ve her şey güzel kalabildiği için minnettarım.

Caddebostan Sahili için minnettarım

Ve en garibi: Sevmiyorum desem de, evim olduğu için minnettarım


Ki bence bu sonuncu gerçekten garip.





Güncelleme tarihi: 9 Nis 2020

Kumar oynamaktan vazgeçmiyorum. Çok bir şeyle değil: Kendimle, hayatımla ve arkadaşlıklarımla sadece. Sanki elimde ne olduğunu bilmediğim, ama testere olduğunu sandığım bir aletle, bir ağaca tırmanmışım ve sırayla dalların üstünde durup, tek tek bindiğim her dalı istemeye istemeye kesmeye çalışıyormuşum gibi. Kesemiyorum da. Dallar duruyor ve ben düşmüyorum. Her şey aynı, hiçbir şey değişmiyor ve ben yine de korkuyorum. Bir şeyleri mahvetmekten (sürekli) korkuyorum.

  • Yazarın fotoğrafı: cingiler
    cingiler
  • 14 Oca 2020

Güncelleme tarihi: 9 Nis 2020

Bazı dinlerde, bir de Kral Katili Güncesi serisinde, "isimler" ve kelimelere verilen büyük bir önem var. Özünde sanırım "dua" kavramını içeren, "aman deme olur" denilen her yerde kelimelere veren bir önem var. Harry Potter beynimi çok kirletmediyse büyüde de kelimelerin büyük bir önemi var, işte o "inkantasyon"lar sihirli sözcükler falan, "elemtere fiş kem gözlere şiş" vesaire. Hepsi kelimenin gücüne olan inançtan geliyor gibi duruyor. Tevrat'ta mesela insan yaratıldığında, meleklerden farkı bir şeyleri isimlendirebilmesi/isimlerini bilmesi oluyordu. Zayıf bir argüman olacak olsa da, yine dil ve dile atfedilen önem.


Paragrafın devamını nasıl getireceğimi bulamadım. Saat 6.31. Demek istediğim şu: Kültürlerde dile, söylenene, söylenenin gerçekliğe etkisine verilen devasa bir önem var (gibi duruyor en azından), ama aslında var oluşa etkisi görece zayıf bir yapı dil. Uzun süreler boyu insanlar çok fazla şeyi tartışabiliyor, ama üzerine hiçbir eyleme geçmeden hayatlarına devam edebiliyorlar; birisine bir şeyi anlatabiliyorsunuz ama anlamayabiliyorlar, size bir şey anlatılıyor ve anlamıyorsunuz. Bilgi dilde kayboluyor, sahip olduğu yetilerle bile yetersizce kullanılıyorken, dile sahip olmadığı yetiler yükleyip çok garip şeyler bekliyoruz, veya en azından "beklemişti atalarımız".


Ben niye bu muhabbete girdim? Doğal ve Yapay Zeka finalime çalışırken, şimdiden başlamış olan "Yahu bu Yapay Zeka güvenliği üzerine düşünsek mi? Bu ileride başımıza iş açacak" muhabbetinin hiçbir şekilde sonuç getirmeyeceğini, başımıza kötü şeyler gelene kadar varsayımsal tartışmalar olarak varlığını sürdüreceğini , sonra da kötü şeyler olunca belki üzerine bir şeyler yapılacağını düşündüm. Bunu da tam bir Wittgensteincı bir hinlikle dile ve dilin algılanan gücü ile var olan gerçekteki etkisi arasındaki karşıtlığa bağladım. (Yine bilmediğim yerlere girerek kendimi riske ediyorum.) Yaşasın!










* Yazının başlığı "Ol, dedi oldu" olacaktı, öldürülmenin kötü bir şey olduğuna kanaat getirdim.

© 2020 Oğulcan Cingiler

bottom of page