top of page
  • cingiler

Her şey bir şeyleri görmek istememem,yakıştıramam yüzünden mi?Hadi oturup edebiyat yapalım: Görmek istemediklerimi gösteren gündüzlerin içinde geceleri daldığım hayalleri hatırlasam daha mutlu olacakken neden bu gündüzler gündüz geceler gece olarak kalır? Hangisi daha üzücüdür? Çoklu seçenekler mi, yoksa değişim mi? Her şey burada başlamıyor mu zaten? Herkesin görmediğini görmeye çalışmak çok kolaydır,başınızı arkanıza çevirir ve amuda kalkıp bakarsınız ve yaptıklarınız yanlış olarak değerlendirilir. Astatin daha az bulunur ama herkes altını bilir. İnsanlar birbirine benzemeye başlarken, merakımızı öldürmeye çalışmanın amacı ne?Bizim derdimiz ne?! “Danssız yapılan devrim,devrim değildir." 

6 ay.6 ayda olan her şey değişti,keşke şu anki halimle orada olsam.

Gözleri bağlı insanlar,farklı olanı reddetmeye çalışırken farklıolan onlara dönüşmeye başladığında farklılığın önemi ne olacak? Herkes aynı şeyi düşünür,yapar,giyer,fark ederse nasıl ilerlenecek? İnsanları rahatsız etmeyen sessiz sakin bir kıza bile ithamlarda bulunabilen birisi nasıl başkalarına karışabilir? Kendine bak,her saniye adım adım değişen,adını ağzımdan duymaktan tiksindiğin varlığa dönüşüyorsun-pardon yanlış kelime- "dönüştün”. Bir insan nasıl bu hale gelebilir? Kabulleniyorum,artık.

Hadi saçmalayalım,her şeyi aklıma geldiği sırada yazsam,ne olur acaba?

-yazdıklarımı gördükten sonra yazmaktan vazgeçtim- 2012

  • cingiler

Beynimi kurcalayan bir şeyler var son günlerde,sanki gelecek çok parlak olacak ya da direk harcanacakmışım gibi.Çok uzak olan her şey yakınımda bir anda, kararlarımı erkenden vermeli planlarımı yapmalıyım.Neden basit bir insan değilim?Basit,tutarlı,kesin hedefleri olan biri neden değilim?Bilmiyorum. Çok şey yapma isteği ve başarısızlığın çatışması yüzünden beynim bocalıyor,zihnim yoruluyor.Elimden gelenin en iyisin yapmaya çalışırken bocalamak,sendeleyip düşmek beni sinirlendirmekten ziyade keyifsizleştiriyor ve daha takıntılı biri yapıyor.Sonra arkadaşlıklarım zedeleniyor ve iyice kendimi insanlardan dışlıyorum.

Ben bu değilim.Adamakıllı oturup ders çalışamıyorum,doğru.Oturup çok da kitap okuduğum da söylenemez.Peki ne var da bu kadar kasıyorum?Amacım ne?

Dünyaya yararlı olmak.Bir şeyler bulmak.Bilim yapmak.

Bilmek.

Bilmek istiyorum,insanlardan farklı olmak istiyorum -sanki yeterince farklı değilmişim gibi- ,biraz daha ilerisini,ufkun gerisini görebilmeyi ; ufkun olmadığı yerlere kendi ufkumu götürmek istiyorum.Bu,burada çok zor.Neden?Nasıl amacıma ulaşacağım?Bilmiyorum. 2011/2

  • cingiler

Gözlerimi açtığımda hala oradaydım.Aynı oda,aynı boşluk,aynı siyah duvar. İçimdeki pislikti sanki. Gözlerini tavana kaldırıp bakarken başıma doğru düşen bir leprikon gördüm.Yatağımdan sekti ve siyah duvarın önüne düştü.Başını sallayıp seresemliğini gideriyordu,bir an simsiyah duvarın önünde kıyafetinin ne kadar parladığını fark ettim.Odamda bir leprikonun ne işi olduğu sorusunu sormak üzereydim ki elimi tuttu,küçücük bir şeyin bu kadar güçlü elleri olması ürkütücü olmalıydı.Umursamadım.Elimden tutup çekerken beni geldiği yere götürüyordu,tavanım,burası ilk bakışta alışınılacak bir yer değildi.Gökyüzü kirli bir beyaz,toprak alabildiğine kül rengi.Koca düzlükte tek kurumuş bir ağaç.Üzerinde ise küçük sarı bir kuş. Bu karanlık içerisindeki nadir güzelliklerden belki de.Bir kanat sesi…Sarı kuş uçuyor,leprikon kayıp.Ağacı izlemeye devam ediyorum,yapabileceğim tek şey buymuş gibi geliyor.Ağaç yanmaya başlıyor.Küller rüzgarla savruluyor.Leprikon görünüyor “Yalan.” diyor,gülüyorum.Yalan…Her şey yalan.Bir kanat sesi daha yanımdan bir kuş daha geçiyor,o sarı kuşun anısını kısa süreliğine aklımdan çıkarıyor.Bir an unutuyorum sanki…Kuş uçuyor…Yürüyebildiğimi fark ediyorum,küllere gidiyorum,bu rüyada bana ait olan son varlığa.Çöküp,oturuyorum küllerin yanına.Bir parça kor görüyorum parlayan,sanki bir şey anlatmaya çalışıyor o sırada yanımdan Sarı Kuş geçiyor,doğruca kora doğru ilerlerken bir anda durup bana bakıyor.Gözlerinde kendimi görüyorum,“Bu kuş tanıdık,sanki benim bir parçam” derken hızla bana doğru bir hamle yapıp göğsümü deşmeye başlıyor,“Ben ateşe elimi bile sürmedim neden bu ceza?” diyorum, göğsümden başını çıkartıp kanlı başıyla bana bakıp “Ne cezası?Bu sana bunulmuş bir güzellik.Bu andan itibaren ben senin yanındayım.Kaçacağın bir yer yok,saklanmak manasız.” diyor.Ayağa kalkıyorum,paraçalanmış bedenime ve kuşa bakıyorum,her deldiği yer iyileşip iyileşip tekrar deşiliyor.Kabulleniyorum,tam o sırada leprikon ortaya çıkıyor,“Gel,vakit geldi.”.Yürüyorum onun peşinden,ilk durduğum yere getiriyor beni,gökyüzünde bir kahverengi kuş geçiyor,kanadında yarasıyla.Yardım edemiyorum.Odama geri dönüyorum,karşımda siyah duvar.Göğsümde sarı kuşun izi.Uyanamıyorum.  2011/2

bottom of page