top of page
  • Yazarın fotoğrafı: cingiler
    cingiler
  • 8 Oca 2020

Şikayetimi devam ettiremedim. Kendi ellerimle kendimi soktuğum yerlerden çıkaramadığım için; çıkmadığım için; çıkmayı denemediğim için bile kimseye ağlayacak değilim. Fakat, yoruldum. Yorucu çünkü. Biraz romantikleştirip, güzelleyip "Her sonu güzel şey yorucudur aslında" falan demek isterdim, ama değil. Güzel falan değil şu an. Beklemek, anlamaya çalışmak güzel değil. "İşim gücüm var, dikkatim dağılıyor" diye de şikayet edecek değilim, her zaman işim var, her zaman dikkatim dağınık. Şikayetim, yaşananın kendinden. Kendinde gelen bir yorgunluk. Devam edecek miyim? Muhtemelen. Edebildiğim kadar. Bunu yazdım diye yine erkenden batıracak mıyım diye korktum mu? Evet. Gerçek olur mu? Ben ve gelecek gösterir. Haykırasım var mı bazı şeyleri? Artık pek yok. Sadece yorgunluğumu sunasım var duyanlara.(Okuyan kimse) "Bu çocuk, adam, herif bu tarihte yorgundu." Artık yorgun olmayacak elbet zaman geçtiğinde. Bu açıdan bakınca edebiyat tam bir vakit hırsızlığı aslında, "bir şey hissettim, okuyun; ben artık bunu hissetmiyor olabilirim, ben artık yaşamıyor olabilirim; ama okuyun" tabi bu yazarın acısıyla alakalı sanırım; geri kalan insanlar için önemli olan kendinde buldukları. Bu yazılarda kimse kendinden bir şey bulmayacak. Bulanlara da teşekkürler. Bir Attention Whore'dan Geriye Kalanlar No Bilmem Kaç


Yazarken çalıyordu: Aysel Git Başımdan - Bağzıları

Güncelleme tarihi: 9 Nis 2020

Behavouristler, davranışçılar haklı galiba. "Behavourism nedir?" diye özet geçersek: 20. yüzyılın başında Ivan Pavlov reyizin köpekli deneyleri, Skinner çılgın keşifleri falan derken Amerika'da psikoloji alanını saran "abi düşünce, duygu falan saçmalık şeyler; önemli olan davranıştır, gerisi de yalandır" temalı felsefi akım. Ve galiba haklılar. Tamamen haklı değiller tabii ki, tamamen nasıl haklı olsunlar? Tabii ki duygular var, tabii ki düşünceler var, tabii ki düşünceler davranışlara etki ediyor; fakat: Sanki, düşüncelere verdiğimiz önemle hata yapıyoruz gibi. Yani, sanki bir ağırlık hesabı yapılsa önemli olan davranış olacakmış gibi. Neden böyle düşünüyorum tabi, bunu sormak lazım.(/?) Son iki günümü yavru bir köpekle geçirdim. Davranışları üzerine düşündüm. Wittgensteincı yaklaştım, "onun ne düşündüğünü bilemem" dedim, hani bi noktada dedim ki "antropomorfize etme hayvanı Oğulcan" - demedim, ama dedim sayalım-, fakat izledikçe gördüğüm sadece bizimle olan benzerliği oluyor. Bu tabii ki "confirmation bias" olabilir, elde olan kanıtın işime yarayanını tutuyor olabilirim. Yine de, baktıkça bunu düşündüm: İstekleri olan, ne bileyim hisleri olan bir hayvan ve aynı davranıyor. Ve muhtemelen bunların farkında değil. (buna geri döneceğim) Aklıma vaktinde izlediğim, çocuklarını "eğiten" anne köpek videosu geldi, köpek resmen bizim davranacağımız şekilde çocuklarını disipline etmeye çalışıyor ve bunu havlayarak vesaire yapmaya çalışıyordu. Bunlar kafamda birleştikçe, olayın davranış olduğunu his olmadığını düşünmeye başladım. Yani varsayım bir noktada sanırım: "Köpek hissetmiyor, davranıyor" a geliyor, fakat böyle düşünmüyourm, düşündüğüm/düşünmek istediğim köpeğin de hissettiği, fakat asıl olayın davranış olduğu ve bu olay dahilinde "tecrübe"nin, "his"sin sadece belki bir yan ürün olarak olaya katkıda bulunduğu. Tabi bunu yazarken kendimde bir tutarsızlık fark ediyorum, çünkü aynı zamanda bu "köpekler üzerinden giden bilinç fikri ve davranışçılık" olayını düşünürken bilincin bizdeki işlevinin "üst seviye problemler çözmek" olduğunu düşünmüştüm, fakat köpeklere gelindiğinde böyle olamayacağına inandım. Gerçi, bizim de (veya öncül atalarımızın) dil öncesi dönemde köpeklerden inanılmaz farklı olmadığını varsaysak, yine de bilinçli kısmın problem çözme çabasında faydalı olmayacağını iddia etmek doğru olmaz herhalde. Yine de. Sanki, çoğu olay davranış gibi. (Temellendirmedim cümlemi, çünkü hissiyat temelli argüman sunuyorum.) Sanki, davranış temelli değişiklikler yapsak hayat daha iyi bir yer olurmuş gibi. Sanki, bilince verdiğimiz yükü, önemi azaltsak; işi hayata anlam katmak, tecrübe yaratmak, veriyi "bu şekilde" -bilinçli olarak- işlemek olan ve problem çözmekmiş gibi duran kısma gereğinden fazla yük vermesek iyi olur gibi. Tabii ki bilmiyorum. How can I fucking know? What the fuck do I even know? Saygılarımla.

Biterken çalıyordu: Scorpions, Send Me An Angel

“Alkol varken yok olan bir kural yoktur”, dediğim şey buydu arkadaşıma. Alkol varken yok olan bir kural yoktur. Gereksizdir. Basit bir maddenin varlığında yok olan bir düsturun gereksizliği. Bu iddia tabi kolay bir iddia değil özünde: insan zihnindeki birçok kural, birçok durum dahilinde yok olabiliyor. Prensipler yitiriliyor, acılar çekiliyor. Hani, alkolün özellikle etkileri biliniyorken; “kuralları uygulayan sistem”i baskılayabildiği biliniyorken, maddenin basitliği önemli mi ki? Beynin en önemli iletişim araçlarını etkileyen bir madde ( GABA’yı kastediyorum tatlışlar) , neden önemsiz olsun ki? İnhibisyon neden önemsiz olsun? Peki, peki peki; ya bu maddelerin varlığında bile var olan fikirler duruyorsa; ya bazı fikirler yok edilemeyecek kadar güçlüyse? Ya inatla “inhibe ol, inhibe ol, inhibe ol” temasında aldığımız maddeler bile yok etmeye yetmiyorsa fikirleri? O zaman ilk argümana dönüp “hmm bak basit madde yok etmedi” mi diyeceğiz? Veya ikinci argümanı destekleyip “vaov, en temel madde bile yok edemiyor, önemli olmalı” mı diyeceğiz? Ne diyeceğiz? Allah rızası için ne diyeceğiz?

Kurallar var demiyorum. Ego, süperego ,id var demiyorum. (Aslında demiş oluyorum.) Demek istediğim: Bu kuralları uygulayan kısımlar görece çalışmadığında bile toplum yoluna devam edebiliyorken, çok mu kasıyoruz acaba kendimizi? (Tabii ki “sözde” bir soru bu. Cevap: Evet). Kasmasak mı? Kimseye zarar vermediğimiz sürece devam mı etsek yaşantımıza? Kurallar var evet, inhibisyon her zaman süper değil evet. Ama sandığımız, sandırılan, sandırılanı sandığımız gibi olmadığı noktalarda sanki rahatlama beklentisi önemli insanlık için.

Kuralların umarım ölür toplum ve birbirimize olan temel saygıyı kazanırız.

Biterken garip bir şekilde çalıyordu: Yıldız Tilbe ve Kıvırcık Ali Al Ömrümü

( Toplum kusuyor yine fikirlerimi üstüme: Ulan ben bunu yazarken Partita No 2 dinliyordum. )

((Bugün de şekilciyiz))

© 2020 Oğulcan Cingiler

bottom of page